Mülk Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 67. suresidir ve 30 ayetten oluşur. Mekke döneminde inmiştir. Aşağıda surenin Arapça metnini ve Elmalılı Hamdi Yazır mealini ayet ayet okuyabilirsiniz.
Mülk Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 67. suresidir, 30 ayetten oluşur ve Mekke döneminde inmiştir. İlk kelimesi sebebiyle halk arasında Tebâreke Suresi diye anılır. Bu sayfada surenin Arapça metnini, Elmalılı Hamdi Yazır mealini, surenin ne anlattığını, fazileti hakkındaki rivayetlerin durumunu ve merak edilen soruların cevaplarını bulacaksınız.
Mülk Suresi Ne Anlatır?
Sure, bütün mülkün elinde bulunduğu Allah’ı yüceltmekle başlar. Buradaki mülk kelimesi yalnızca toprak ve servet değil, görünen görünmeyen her şeyin hükümranlığı anlamına gelir. Surenin baştan sona verdiği mesaj şudur. İnsan bu dünyada kendi başına bırakılmış değildir, yaşadığı her an bir sahibin bilgisi ve tasarrufu altındadır.
Ölüm ve hayat bir imtihan olarak yaratıldı
Surenin ikinci ayeti, ölümü ve hayatı hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için yarattı buyurur. Dikkat edilirse ölüm hayattan önce anılır ve amelin çokluğundan değil güzelliğinden söz edilir. Yani mesele ne kadar yaptığın değil, nasıl yaptığındır. Bu ayet, ibadetlerini sayıyla ölçen insana ihlası hatırlatır.
Yedi kat gökte kusur arayan göz
Sure, yedi göğün birbiriyle uyum içinde yaratıldığını söyler ve okuyucuya döne döne bakmasını, bir çatlak bulup bulamayacağını dener. Gözün yorgun ve bitkin halde geri döneceği bildirilir. Buradaki davet körü körüne inanmaya değil, tam tersine dikkatle bakmaya yapılan bir davettir. Kâinatta ne kadar çok inceleme yapılırsa düzenin sağlamlığı o kadar açık görülür.
Keşke dinleseydik diyenler
Surenin ortasında cehenneme atılanların hali anlatılır. Kendilerine bir uyarıcı gelmedi mi diye sorulduğunda, geldiğini ama yalanladıklarını itiraf ederler ve eğer kulak vermiş yahut aklımızı kullanmış olsaydık şu çılgın ateşin halkı arasında olmazdık derler. Bu itiraf, kurtuluşun yolunun dinlemek ve akletmek olduğunu gösterir.
Gökte uçan kuşlar ve çekilen su
Surenin son bölümü, insanın her gün gördüğü ama üzerinde düşünmediği iki manzarayı hatırlatır. Kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşları gökte tutan Rahman’dır. Yeryüzünün suyu bir sabah çekiliverse, o suyu kim getirebilir. Bu iki soru, insanın sahip olduğunu sandığı her şeyin aslında emanet olduğunu anlatır.
Mülk Suresinin Fazileti Hakkındaki Rivayetler
Hadis kaynaklarında Peygamber Efendimizin, Kur’an’da otuz ayetlik bir sure bulunduğunu, bu surenin sahibine şefaat edip bağışlanmasına vesile olacağını bildirdiği rivayet edilir. Bu rivayet Tirmizî ve Ebû Dâvûd’da yer alır ve hadis alimlerince kabul görmüştür. Ayrıca Efendimizin her gece yatmadan önce bu sureyi okumadan uyumadığı da nakledilmiştir.
Halk arasında Mülk Suresinin kabir azabından koruduğu yaygın olarak söylenir. Bu anlayışın dayanağı yukarıdaki rivayetlerdir. Ancak burada ölçüyü doğru koymak gerekir. Sure bir muska gibi değil, manası anlaşılıp hayata geçirildiği ölçüde insanı korur. Her gece okuyup da surenin uyardığı hallerden sakınmayan kimse, sureyi okumuş ama mesajını almamış olur.
Mülk Suresi Ne Zaman ve Nasıl Okunur?
En yaygın uygulama, yatsı namazından sonra veya yatağa girmeden önce okumaktır. Otuz ayet olduğu için ortalama beş altı dakika sürer, bu da her gün sürdürülebilir bir ölçüdür. Ezberlemek isteyen kimse günde iki üç ayet alarak birkaç ay içinde tamamını ezberleyebilir.
Sureyi okurken mealine de göz atmak, okumayı kuru bir tekrar olmaktan çıkarır. Yukarıdaki ayet listesinde Arapça metnin hemen altında Elmalılı Hamdi Yazır meali yer alır. Bir hafta boyunca sadece manasını okumak bile surenin neyi anlattığını zihne yerleştirir.
Merak Edilen Sorular
Mülk Suresi kaç ayettir ve nerede iner?
Otuz ayettir ve Mekke döneminde inmiştir. Mushafta Tahrîm Suresinden sonra, Kalem Suresinden önce yer alır ve yirmi dokuzuncu cüzün başlangıcıdır.
Tebâreke ile Mülk aynı sure midir?
Evet, ikisi aynı suredir. Sure tebârekellezî bi yedihi’l mülk diye başladığı için ilk kelimesiyle Tebâreke, konusu sebebiyle de Mülk adıyla anılır.
Mülk Suresini ezberlemek şart mıdır?
Şart değildir. Yüzünden okumak da aynı sevabı kazandırır. Ezber, sureyi her yerde yanında taşıyabilmek isteyenler için bir kolaylıktır, bir zorunluluk değildir.
Kadınlar özel hallerinde bu sureyi okuyabilir mi?
Hanefî mezhebinde özel hallerde Kur’an okumak uygun görülmemiş, ancak dua ve zikir niyetiyle ayetleri okumaya cevaz verenler olmuştur. Kendi durumunuza göre kesin bir cevap için bir din görevlisine veya Diyanet İşleri Başkanlığının Alo 190 hattına danışmanız en doğrusudur.
Diğer surelere Kur’an-ı Kerim sayfamızdan ulaşabilir, en çok okunan sureler için Yâsîn, Vâkıa ve Kehf sayfalarımıza bakabilirsiniz. Aklınıza takılan bir soru olursa soru sor sayfamızdan bize yazabilirsiniz.
Mülk Suresi سُورَةُ المُلۡكِ
67. sure · 30 ayet · Mekke döneminde indi
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلْمُلْكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ
1Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.
ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْمَوْتَ وَٱلْحَيَوٰةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًۭا ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفُورُ
2O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.
ٱلَّذِى خَلَقَ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍۢ طِبَاقًۭا ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلْقِ ٱلرَّحْمَٰنِ مِن تَفَٰوُتٍۢ ۖ فَٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ هَلْ تَرَىٰ مِن فُطُورٍۢ
3O, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahmân'ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?
ثُمَّ ٱرْجِعِ ٱلْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ ٱلْبَصَرُ خَاسِئًۭا وَهُوَ حَسِيرٌۭ
4Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.
وَلَقَدْ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَجَعَلْنَٰهَا رُجُومًۭا لِّلشَّيَٰطِينِ ۖ وَأَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ
5Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık.
وَلِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
6Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü gidilecek yerdir o!
إِذَآ أُلْقُوا۟ فِيهَا سَمِعُوا۟ لَهَا شَهِيقًۭا وَهِىَ تَفُورُ
7Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلْغَيْظِ ۖ كُلَّمَآ أُلْقِىَ فِيهَا فَوْجٌۭ سَأَلَهُمْ خَزَنَتُهَآ أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذِيرٌۭ
8Az daha öfkeden çatlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: "Size korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
قَالُوا۟ بَلَىٰ قَدْ جَآءَنَا نَذِيرٌۭ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍۢ كَبِيرٍۢ
9Derler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz." dedik.
وَقَالُوا۟ لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ
10Ve derler ki: "Eğer biz dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!"
فَٱعْتَرَفُوا۟ بِذَنۢبِهِمْ فَسُحْقًۭا لِّأَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ
11Böylece günahlarını itiraf ederler. (Artık) o çılgın ateş halkı (Allah'ın rahmetinden) uzak olsunlar!
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ لَهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَأَجْرٌۭ كَبِيرٌۭ
12Fakat daha görmeden Rablerinden korkanlar var ya, işte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.
وَأَسِرُّوا۟ قَوْلَكُمْ أَوِ ٱجْهَرُوا۟ بِهِۦٓ ۖ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
13Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki, O, göğüslerin özünü bilir.
أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلْخَبِيرُ
14Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.
هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ ذَلُولًۭا فَٱمْشُوا۟ فِى مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا۟ مِن رِّزْقِهِۦ ۖ وَإِلَيْهِ ٱلنُّشُورُ
15O size yeri boyun eğer kıldı. Haydi onun omuzlarında (dağlarında, tepelerinde) yürüyün ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır.
ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخْسِفَ بِكُمُ ٱلْأَرْضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ
16Her şeyi kuşatmış olan Allah ın yeri sizinle birlikte göçürüvermesinden emin misiniz? O zaman yer çalkalanıyordur.
أَمْ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًۭا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذِيرِ
17Yoksa siz, gökte olanın üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Tehdidim nasılmış bileceksiniz.
وَلَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
18Andolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama beni inkâr nasıl oldu?
أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَٰٓفَّٰتٍۢ وَيَقْبِضْنَ ۚ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحْمَٰنُ ۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍۭ بَصِيرٌ
19Üstlerinde kanatlarını açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahmân'dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görmektedir.
أَمَّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌۭ لَّكُمْ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحْمَٰنِ ۚ إِنِ ٱلْكَٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ
20Rahmân olan Allah'a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar, ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar.
أَمَّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى يَرْزُقُكُمْ إِنْ أَمْسَكَ رِزْقَهُۥ ۚ بَل لَّجُّوا۟ فِى عُتُوٍّۢ وَنُفُورٍ
21Allah size verdiği rızkı kesiverse, size rızık verecek olabilen kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.
أَفَمَن يَمْشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجْهِهِۦٓ أَهْدَىٰٓ أَمَّن يَمْشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ
22Şimdi yüz üstü kapanarak yürüyen mi doğru gider, yoksa dosdoğru yolda yürüyen mi?
قُلْ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۖ قَلِيلًۭا مَّا تَشْكُرُونَ
23De ki: "Sizi yaratan, size kulaklar gözler ve gönüller veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!"
قُلْ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
24De ki: "Sizi yerden üreten O'dur ve O'na toplanıp götürüleceksiniz."
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
25(Onlar): "Doğru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?" diyorlar
قُلْ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ
26De ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
فَلَمَّا رَأَوْهُ زُلْفَةًۭ سِيٓـَٔتْ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقِيلَ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ
27Onu yakın görünce inkâr edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi.
قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَهْلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوْ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلْكَٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍۢ
28De ki: "Baksanıza, eğer Allah beni ve benimle beraber olanları öldürse, yahut bize merhamet etse, kâfirleri acı bir azabdan kim kurtarabilir?
قُلْ هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ
29De ki: "O çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."
قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَصْبَحَ مَآؤُكُمْ غَوْرًۭا فَمَن يَأْتِيكُم بِمَآءٍۢ مَّعِينٍۭ
30De ki: "Baksanıza, eğer suyunuz çekilse, size kim bir akarsu getirebilir?"
Arapça metin Tanzil Project tarafından hazırlanmıştır (Creative Commons Attribution 3.0) ve değiştirilmeden yayınlanmaktadır. Meal Elmalılı Hamdi Yazır’a aittir.